Migren ve Beslenme

Migren, pro-inflamatuar sitokinlerin ve oksidatif stres biyobelirteçlerinin seviyelerinin artması ile karakterize, engelleyici bir nörovasküler hastalıktır. Primer baş ağrısı türleri arasında yer alan migren binlerce yıldır bilinen, insanoğlunun en eski hastalıklarından biridir. Migren, genellikle orta veya şiddetli tek taraflı baş ağrısı, bulantı, kusma, ışığa ve sese duyarlılıkla karakterize bir hastalıktır. Migrenin görülme sıklığının artmasıyla birlikte migren tetikleyici faktörlerin rölü ve özellikle tetikleyici besinler daha fazla tartışılır hale gelmiştir.Çocuklar ve gençler başta olmak üzere migren tipi baş ağrısı çeken herkeste ağrıyı tetikleyici olarak beslenme durumu ve besinlerin etkisi önemli yer tutmaktadır.

Migren tek bir semptom ya da birkaç semptomdan oluşan ve tek bir yerde olan bir sorun değildir ve her zaman aynı şekilde oluşmaz. Yapılan bir araştırmada sese karşı hassasiyet (%91,3) ve bulantı (%74,8) en sık belirtilen semptomlar olmuştur. Aynı çalışmada tetikleyici faktörler de incelenmiş ve en sık bildirilen tetikleyiciler stres (%81) ve gürültü (%54,5) olmasına rağmen beslenmeyle ilişkili olarak açlık (%37,2) ve besinlerin de (%5,9) tetikleyiciler arasında yer aldığı tespit edilmiştir .

Migrene ilişkin akut veya önleyici tedaviler olmasına karşın hastaların tedavisinde beslenme önemli bir parça olarak görülmektedir. Migren hastasının değerlendirilmesinde tükettiği besinler sorgulanmakta ve hastanın beslenme günlüğü tutması sağlanarak atak zamanlarında dikkat edilmesi gereken besinler belirlenebilmektedir. Yapılan çalışmalarda en az bir beslenme kaynaklı tetikleyici tespit edilmiş; başlıca öğün atlama, kafein, süt ürünleri, alkollü içecekler, fermantasyona uğratılmış besinler, çikolatanın vs. migren tetikleyici etkisinin olabileceği görülmüştür. Genel olarak açlık önemli bir tetikleyici olarak yer almakta, alkol alımının etkisi de özellikle gençlerde öne çıkmaktadır.

Tiramin, feniletilamin ve histaminin baş ağrısını tetikleyici mekanizmalarda rol oynadığı düşünüldüğü için bu kimyasalları içeren peynir, çikolata ve kırmızı şarap gibi besinler de önemli tetikleyiciler olarak karşımıza çıkmaktadır. Besin tetikleyicileri olarak ise en sık alkol, çikolata, peynir, kafein, monosodyum glutamat (MSG), aspartam karşımıza çıkmaktadır. Migren hastalarında çevresel etkiler önemli olduğu kadar bireysel sorunlar veya kronik hastalıklar, premenstrüel sendrom, gebelik, hipertansiyon, obezite vs. ağrı tetikleyici faktör olabilmektedir. Tiramin,ozellikle sert ve cedar peynir ceşitlerinde, feniletilamin cikolatada, oktopamin turunçgillerde ve histamin kırmızı şarap ve birada bulunmaktadır. Kafein bağımlılığı, aşırı kahve tüketimi de şiddetli, zonklayıcı baş ağrısı ve migren ile ilişkilendirilmektedir. Açlık ve öğün atlamada migren hastalarında ağrının nüksetmesinde bir neden olarak düşünülmektedir.

Magnezyum ve kasımpatının serotonin reseptör aktivitesini etkilemesi; koenzim Q10 ve riboflavinin oksidatif metabolizma üzerindeki etkisi ve öksürük otunun ise anti-enflamatuvar etki göstermesi yoluyla migren gelişimini önlemede önemli rol oynadıkları belirtilmiştir. Migrenin beslenme tedavisinde  migrenin alerji ile ilişkili olduğu düşünülerek alerji oluşturan besinlerin diyetten çıkarılmasını kapsayan eleminasyon diyetleri gündeme gelmiştir.

Aurasız migreni olan 30 hastada eleminasyon diyeti etkinliğinin incelendiği bir çalışmada eleminasyon diyetlerinin uygulanmasıyla birlikte migren atak sayısı ve baş ağrısı görülen günlerin sayısında anlamlı azalma olduğu ifade edilmiştir. Çalışmada eleminasyon diyetleri IgG antikorları değerlendirilerek belirlenmiş, katılımcılarda IgG pozitif yanıt oluşturan besinlerin başlıca baharatlar, kuruyemişler, deniz ürünleri, nişasta ve katkı maddeleri olduğu bildirilmiştir. Huzursuz barsak sendromu ve migreni olan hastalarda yapılan çalışmada da eleminasyon diyetinin etkinliği incelenmiş; atak sayısı, suresi vs. semptomlarda anlamlı derecede azalma olduğu ifade edilmiştir.

Kronik migrenli hastalarda insülin duyarlılığının bozulduğu, hipertansiyon, diyabet, yüksek kolesterol ve obezitenin yaygın olarak görüldüğü gözlenmiştir. Ancak migrenin en yüksek prevelansının morbid obez kadınlarda olduğu bulunmuştur. Yapılan bir çalışmada 18-65 yaş aralığındaki 1,192 epizodik baş ağrısı ve kronik günlük baş ağrısı olan yetişkin birey 11 ay takip edilmiştir. Epizodik baş ağrısının kronik günlük baş ağrısına dönüşümünün obez bireylerde obez olmayanlara göre 5 kat daha yüksek olduğu ifade edilmiştir . Başka bir çalışmada da obez bireylerin normal BKİ’ye sahip bireylere oranla %35, morbid obez bireylerin ise %80 daha fazla baş ağrısı riskine sahip oldukları bildirilmiştir.

Ayrıca  migren artan metabolik sendrom riski ile ilişkilidir.

Besin tetikleyicileri, serotonin ve norepinefrin salınımını etkileyerek vazodilatasyon ya da vazokonstriksiyona neden olma şeklinde veya direkt beyin sapı ve kortikal sinir yollarını uyararak etkide bulunmaktadır. Bu durumda tedaviye tetikleyici olabilecek yiyecekler çıkarılarak başlanabilir.

Açlıkla birlikte oluşan hipoglisemi durumunun migreni tetiklemede etkili olduğu söylenmektedir.

İşlevsel besinler sağlık ya da tıbbi yararı olan, hastalıkların önleme ve tedavisini içeren besin ya da besin öğesi olarak tanımlanmaktadır. Migren tedavisinde kullanılabileceği öne sürülen işlevsel besinlerin başlıcaları magnezyum, riboflavin, koenzim Q10, öksürük otu(butterbur), kasımpatı(krizantem,feverfew) olduğu bilinmektedir.

Magnezyum;

Nöro-inflamatuvar kuşatma, serotonin reseptör afinitesi ve aktivitesi, endogenez hormon düzenlenmesi vasküler ve nöral proseste rol oynamaktadır.

Riboflavin;

Riboflavin oksidatif metabolizmada ve mitokondrideki enerjinin üretiminde majör bir kofaktör olarak önemlidir. Migren beyindeki oksidatif metabolizmada defekt olarak tanımlanmıştır. Riboflavinin özellikle auralı migren hastalarında kardiyovasküler riskin kontrolüne katkıda önemli rollere sahip olduğu bilinmektedir.

Koenzim Q10;

CoQ10 elektron transportu ve enerji metabolizmasında merkezi bir rol oynamaktadır. Mitokondriyal oksidatif metabolizmanın bir bozukluğu migrenin patofizyolojisinde önemli bir rol oynayabilir. Çünkü nöral bilgi işleme üzerinde etkisi vardır. Bu nedenle CoQ10 migrende terapötik olarak önemli olabilir.

Öksürük otu;

Migren ile ilişkili olduğu düşünülmektedir.

Kasımpatı;

Kasımpatı bitkisinin etken maddesi maddesi olan parthenolidlerin ağrıyı ileten prostaglandinleri ve migreni tetiklediğine inanılan serotonin hormonunun üretimini enellediği kılcal damarlarda platelet oluşumunu azalttığı bildirilmektedir.

MİGREN ATAKLARINI ÖNLEMEK İÇİN

  • Uyku ve öğün düzeninize özen gösterin.
  • Gıda intoleransı testi yaptırın.
  • Magnezyum seviyenizi kontrol ettirin.
  • Su tüketiminize dikkat edin.
  • Beslenme günlüğü tutun.Beslenme günlüğü tutmak, migren atağı esnasında veya 1-2 gün öncesinde atağa sebep olabilecek ne tür bir besin tüketildiğinin daha kolay tespit edilmesini sağlar.
  • Dışarıdan içeriğini bilmediğiniz hazır gıdaları tüketmemeye özen gösterin.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir